Genel

Şirketler başlangıçta çok az sayıda departman ile işlerine başlarlar. Bunlar en temelde; Satınalma, Üretim, Satış ve basit Muhasebeden oluşur. Çalışanlar ekip halinde, iş birliği içinde mal ve hizmet üretirler ve müşterilerine sunarlar. Zamanla işletme büyür ve ihtiyaçları değişir, gelişir. Müşteride kalite sorunlarıyla karşılaşıldıkça durumdan olumsuz etkilenen işletme Kalite departmanına ihtiyaç duyar. Satışın yetersiz olduğu ve daha fazla satış yapma ihtiyacı algılandığında Pazarlama/İş Geliştirme fonksiyonuna ihtiyaç duyulur. Tahsilatlar ve ödemeler arttıkça ve karmaşıklaştıkça finansman ve tahsilatın yönetilmesi gereği ortaya çıkar.

Ürün çeşitlenmesi ihtiyacı ve bunları üretmekte yetersizlikler sonucunda Ürün Geliştirme ve zamanla Ür-Ge ve Ar-Ge birimi doğar. Üretim çeşitliliği ve zorluğu nedeniyle aparat ihtiyaçları ve üretim proses karmaşaları oluşunca Üretim Mühendisliği ve Planlama departmanlarına ihtiyaç duyulur. Derken bölüm ve çalışan sayısındaki artış ile çalışan yetkinliğinin önemi fark edilir ve İnsan Kaynakları departmanı oluşur. Ve böylece giderek kadro artışı devam eder.

Bütün şirketler karlılığını arttırmak ve büyümek isterler. Ancak karşılaştığımız şirketlerin tamamına yakını, karlılığını arttırma ve büyümelerini nasıl sağlayabileceklerini tam olarak tespit edip ortaya doğru bir yol haritası koymuş değillerdir. Bu saptamayı çok iyi yapamadıkları, yönelişlerinden şüpheleri ve kafa karışıklıkları olduğundan dolayı işlerine de iyi odaklanamamaktadırlar.

Şirketler canlı birer bünyedirler. Öncelikle bünye sağlıklı çalışmalı, daha sonrada bu çalışmalar doğru hedeflere odaklanmış olmalıdır. Süreçleri asıl çıktılarına odaklanmış, araçları amaç haline getirmeyen yalın bir yapı ve işleyiş içinde olmalıdır. Sürecin varlık nedeni asıl çıktılarıdır. Aksi takdirde kendimizi bu gün pek çok şirketin yaşadığı, aşırı kaynak ve çaba sarf edildiği halde başarılı olamayan bir durumda buluruz. Bunun için süreç analizinin uygun şekilde yapılarak, her bir sürecin asıl çıktılarının doğru, açık ve anlaşılır olarak tanımlanmış olması önemlidir.Şirketlerin canlı bünyesinin temel organları vardır, bu temel organlara ana süreçler ismini veriyoruz. Ana süreçler her şirketin yapısına göre değişen belli başlı organlardır. Bunlar; Satış ve Pazarlama, Ar-Ge & Ür-Ge, Planlama ve Lojistik, Satınalma, Üretim, Mali İşler ve Satış Sonrası Hizmetler gibi ana fonksiyonlardır. Bir de bu ana süreçleri destekleyen destek süreçlerimiz mevcuttur. Destek süreçlerine örnek olarak ise Bakım, İnsan Kaynakları, Bilgi Sistemleri, Kalite verilebilir.

Günümüzde şirketlerin büyüdüğü,çalışan sayısının arttığı ve buna bağlı olarak da bazı departmanlarda gerek iletişimden, gerekse yetkinlikten yoksun çalışan yönetici ve bireylerin varlığı tartışma götürmez bir realite...


Özellikle kurumlaşamamış ya da büyümelerini birden bire gerçekleştirmiş bir çok kurumda kuralların ve departmanların belirlenememiş yada yerleşememiş olmasından kaynaklanan ciddi sorunlar,şirket içi eğitimlerin küçümsenmesi ya da bir sistematiğin olmayışı çalışanlar arasında -çalışanları- huzursuzluk,panik,istismar ya da farklı arayışlara yöneltebilmektedir.

 

İhracatı teşvik amacı ile geliştirilen Dâhilde işlem Rejimi ile İhraç ürününün elde edilmesinde kullanılan girdilerin ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, ithali gümrük vergisine tabi aramalara ya da girdilerin gümrük muafiyetli olarak ithal edilmesidir. (Örn; kumaş ithal edilerek işlenip gömlek olarak ihraç edilmesi).

İhracat yapmayı düşünen işletmeler, ihraç edilmesi planlanan malların üretiminde kullanılacak olan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, ara mal ve ambalaj malzemelerin başta değişik vergisel yüklerden muaf olmak üzere devlete ihracat taahhüdünde bulunmak şartıyla, yatırımcıya çeşitli kolaylıklar ve teşviklerden yaralanma olanağı veren bir sistemdir. Genelde serbest bölgelerde yaygın olan bilinen ve uygulanan bu sistem gümrük sahası dışında yerleşik firmalarca da rahatlıkla uygulanabilir. Temel unsur ithalatı gerçekleştirilen girdilerin verilen süre içersinde, -bu süre 12 aydır fakat özel projeler kapsamında süre proje süresince geçerlidir.- ihracatının (ihraç edilen mamullerin bünyesinde kullanılmış olması) yapılmasıdır.

Günümüzde fabrikalarda üretilen ürünlerin çeşitliliği sürekli artarken, işletmeler montaj işlemlerinin kısa sürelerde bitirilmesine ve montajı bekleyen parça yığınların azaltılmasına konsantre olmuştur. Bunlara ek olarak, teslim sürelerinin azaltılmasına yönelik gelen baskılarla birlikte tüm bu talepler, en yenilikçi şirketler için bile zorlu ve yoğun mesai saatlerini getirmiştir.

“Yalın Üretim” tamamen iş istasyonlarının organizasyonuna ve esnekliğine bağlı olan bir sistemdir. Bu yüzden, kendi üretim sistemlerini değiştirmeyi düşünen firmalar için mükemmel bir başlangıç noktadır. Yalın Üretim sistem çözümleri için Bosch Rexroth tarafından Manuel Üretim Sistemleri (MPS) geliştirilmiştir.

Manuel üretim sistemlerinin üç ana temeli olan “Montaj”, “Lojistik” ve “Bilgi Akışı” tek iş istasyonunda veya komple üretim hattında, istenen uygulamaya hızlı, kompakt ve yer kazancı sağlayarak uyum gösterir. Tüm MPS modülleri birbirlerine tamamen uyumlu ve ergonomik ürünlerden oluşmaktadır.

Site Bilgileri

Kullanıcılar
6175
Makaleler
339
Makale Görünüm Sayısı
1802441

Kimler sitede

57 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi